Türkiye yönetilebilir olmaktan çıkmak üzere (I)
Eklenme tarihi: 10.06.2008 10:07:23 | Kaynak:Bugün ve perşembe Türkiye 'nin karşı karşıya bulunduğu total kriz tehdidi üzerine yazmak istiyorum. "Total kriz" deyimi elbette siyasal istikrarsızlık ile ekonomik krizin bileşiminden oluşan bütüncül bir bunalımı ifade ediyor. Ama ben daha fazlasını kastediyorum. Vesayet rejiminin ne pahasına olursa olsun devamını savunan ordu -üst yargı-CHP - ulusalcı sivil toplum kuruluşları ittifakı Türkiye 'yi yönetilebilir olmaktan çıkaracak bir planı uygulamaya koymuş bulunuyorlar. Elbette niyetleri bu değil. Aksine, AKP 'den oldukça düşük bir maliyetle kurtulabileceklerini hesaplıyorlar. Ne yazık ki kazın ayağı böyle değil.
Anayasa Mahkemesi son kararıyla anayasayı açık biçimde çiğnedi. Bunu görmek için hukukçu olmaya gerek yok. Türkçe okuma yazma bilen her Türk vatandaşı 148. maddeyi okusun, ne demek istediğimi anlar. Kaldı ki, pek çok hukukçu da zaten anayasanın bizzat Anayasa Mahkemesi tarafından çiğnendiği konusunda görüş birliği içindeler. Bundan böyle Anayasa Mahkemesi , 2. maddede "laikliğin" yanı sıra yer alan "sosyal devlet", "Atatürk milliyetçiliği" gibi son derece muğlak, dahası ideolojik ve siyasal nitelikli kavramaları kendine göre yorumlayarak Avrupa Birliği ile bütünleşmeye yönelik demokratik ve ekonomik reformları engelleyebilecektir. Bu koşullarda AK ya da PAK partinin iktidar olması mümkün değildir.
AKP 'yi kapatmaya yönelik harekât başladığında şöyle yazmıştım: "Türkiye 'nin daha fazla demokrasi ve özgürlük ortamında kabul edilemeyecek ölçüde değişeceğini düşünen ordu ve yargı gibi devletin temel kurumları, vesayet demokrasisini devam ettirebilmek için yeni bir postmodern darbe peşindeler. Demokrasinin ve özgürlüklerin laikliğin kuyusunu kazdığına inanan devlet seçkinleri, yeni anayasayla birlikte vesayet demokrasisinin sonunun geleceğini düşünerek AKP 'den kurtulmaya çalışıyorlar. Avrupa Birliği sürecinin doğal sonucu olarak özgürlüklerin genişlemesini cumhuriyete yönelik büyük bir tehdit olarak algılıyorlar. Bu nedenle Türkiye 'nin Avrupa Birliği 'nden kopmasını zaten gerekli görüyorlar.
AKP de elbette sütten çıkmış ak kaşık değil. 22 Temmuz 'dan sonra demokratik yeni bir anayasayı en geniş toplumsal mutabakat ile yapmak ve böylelikle demokratik reformların önünü temelden açmak yerine, devletin üst mevkilerine sistematik olarak yandaşlarını atamayı, türbana özgürlüğü diğer özgürlüklerin önüne geçirerek kayırmayı, bizzat Başbakan 'ın ağzından çağdaş bir toplumla bağdaşmayacak görüşleri savunmayı tercih etti. Abdullah Gül seçimi de bana göre zorlamaydı. Ancak bir soru var ki kafamı kurcalayıp duruyor. AKP 'den kurtulmaya karar veren vesayet kurumları ekonomiyi çökertme, toplumsal sorunları da ağırlaştırma pahasına başarılı oldukları takdirde Türkiye 'nin acaba hangi rejimle yönetilmesini bekliyorlar?" ("Demokrasi Türkiye 'ye bir boy büyük geliyor", 18 Mart 2008, Referans gazetesi)
Üç ay önce kafamı kurcalayan bu sorunun yanıtı artık şekillenmeye başladı. Planın ana hatlarıyla şöyle olduğu anlaşılıyor: AKP kapatılarak (bu arada DTP de) Erdoğan'a ve Gül 'e siyasal yasak getirilecek. Gül istifaya zorlanacak. AKP yaratılan şokla parçalanacak. AKP iktidardan düşürülerek yerine CHP -MHP -AKP 'den kopanlar koalisyonu kurulacak. Yerel seçimlerde başsız ve iktidarsız AKP zayıflayacak. 2011 seçimlerine kadar bu koalisyonla gidilecek. Sonrası şimdilik bilinmiyor. Zaten sonrası çok farklı olabilir.
Bu planın en büyük zaafı, aynı zamanda da en tehlikeli yanı, ekonomide yaratacağı depremi ve meşruiyet krizini küçümseyerek CHP -MHP yönetiminde Türkiye 'nin yönetilebileceğini zannetmesidir. Ayrıca AKP kapatılarak, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na siyasal yasaklar geldiğinde Avrupa Birliği ile büyük bunalım yaşanması kaçınılmazdır. CHP ve MHP ağırlıklı bir hükümetin bu bunalımı müzakereler askıya alınmadan yönetebilmesi mucize olur. Zaten MHP açıkça ilişkilerin dondurulmasını istemektedir.
Perşembe devam edeceğim.
Benzer Haberler
ETİ Burçak ve WWF -Türkiye , biyolojik çeşitlilik bakımından dünya genelinde en önemli 200 bölgeden biri olan, ancak yanlış uygulamaları nedeniyle dünyanın en sorunlu 9 havzası arasına giren Konya Havzası 'nda su kaynaklarının korunması amacıyla modern bir sulama projesi başlattı. Türkiye 'nin tahıl ambarı olarak nitelendirilen Konya Havzası 'nda başlatılan bu proje kapsamında Çumra ve Beyşehir 'de buğday ile şeker pancarı ekilen 4 pilot bölgede yağmurlama-damla sulama çalışmaları hayata geçirildi
Ramos-Horta, BM görevlisi olmaktan vazgeçtiDili - Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği görevini kabul ettiği belirtilen Doğu Timor Devlet Başkanı Jose Ramos -Horta , bu göreve aday olmadığını açıkladı. Nobel Barış ödüllü Ramos -Horta , başkent Dili 'de yaptığı açıklamada, "Çalışma arkadaşlarım ve yakınlarıma danıştım, sade Doğu Timor vatandaşlarının sesini dinledim
Deniz Baykal: Bu Ergenekon HUKUK OLAYI OLMAKTAN ÇIKTICHP TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Ergenekon soruşturması kapsamında bugün gerçekleştirilen gözaltıları değerlendiren Baykal , toplumun çok saygıdeğer insanlarının birden bire gözaltına alınması uygulamasının, bunun sistematik şekilde zaman içinde değiştirilip sürdürülmesinin normal bir hukuk devletinde, istikrarlı demokraside kesinlikle yaşanmayacağını savunarak, sürpriz gözaltıların Türkiye 'nin normal demokrasi, sağlam bir hukuk devleti olma noktasından çıkmaya başladığının işareti olduğunu ileri sürdü. Baykal , ''AK Parti yandaşı medyada konunun müthiş bir şekilde pompalandığını, spekülasyonların ortaya atıldığını'' savunarak, ''yargı sürecinin AK Parti yandaşı bir kısım medya ile işbirliği içinde götürüldüğünü'' öne sürdü
Özcan'la birlikte olmaktan mutluyumYaprak Dökümü 'nün Necla 'sını heyecanlandıran ilişki. Ünlü şarkıcı Özcan Deniz , Yaprak Dökümü dizisinde canlandırdığı 'Necla ' karakteriyle şöhreti yakalayan gurbetçi oyuncu Fahriye Evcen ile yaşadığı aşkı geçtiğimiz günlerde Kıbrıs 'ta itiraf etmişti
Ankara başkent olmaktan çıkarılıyorTÜRKİYE , bazı çevrelerin adına "Ergenekon " dediği soruşturma ile AKP hakkındaki kapatma davasına odaklandı. Hukukun Egemenliği Derneği (HED ) Başkanı Avukat Erdem Akyüz ise, bu tartışmaların gölgesinde alınan kararlar ve çıkarılan yasalarla Ankara 'nın içinin boşaltıldığını öne sürdü
Fotoğraf Galerileri
En Popüler Ekonomi Haberleri
Tarihte Bugün
