Porttakal Anasayfa
Şifremi Unuttum
Haberler Anasayfa » Röportaj » 'CHP'yi dönüştürme mekanizması hayatta tutulmalı'
Röportaj

'CHP'yi dönüştürme mekanizması hayatta tutulmalı'

Eklenme tarihi: 11.06.2008 14:13:17 | Kaynak: Radikal

CEM ERCİYES (Arşivi )

Prof. Dr. Fuat Keyman Radikal okurlarının iyi tanıdığı bir isim, her hafta Radikal İki 'de, 'özgürlükçü sol', 'sosyal demokrat' bakış açısıyla siyasi analizler yazıyor. Bu yazılar bir araya geldiğinde etkili birer kitaba da dönüşüyorlar. Daha önce 2002-2004 arasındaki yazılarını Değişen Dünya , Dönüşen Türkiye adıyla bir araya getiren Keyman, 2004-2008 arasında kaleme aldıklarını Türkiye 'nin İyi Yönetimi başlığıyla kitaplaştırdı. Kitap, 'küreselleşme ', 'kimlik ve kürt sorunu', 'demokratikleşme ve sol alternatif' gibi konuları ele alıyor. Yazıları arka arkaya okuduğunuzda, gittikçe korkularına kapılan, güvensiz ve içine kapanan bir topluma dönüştüğümüz, AKP karşısında Türkiye solunun ulusalcı bir tavır içinde Türkiye 'nin sorunlarını çözebilecek 'iyi yönetim' seçeneğinden uzaklaştığı yaklaşımı kapsayıcı bir analiz olarak karşımıza çıkıyor.

Keyman'la CHP kurultayından dönüşünün hemen ertesi günü Koç Üniversitesi 'ndeki odasında buluşup, 'sol siyaseti' konuştuk. Haliyle konuşma da CHP eksenli oldu.

Geçen hafta sonu CHP Kurultayı 'na katıldınız, ilk kurultayınızdı bu sizin, izlenimlerinizi kısaca alalım.

Genel olarak sönük bir kurultaydı, bu biraz sonucunun belli olmasından öyle. Kurultayı kazanacağı belli olan Deniz Baykal , uzun bir konuşma yaptı. Ben dikkatle dinledim, o konuşma yaparken de öyle çok büyük bir heyecan yoktu. İçeriği bakımından laikliğin ve ulusal devletin korunmasından bahseden bir konuşmaydı ve o anlamda geriye dönük bir konuşmaydı, yani 1923'e, ulusal Kurtuluş Savaşı 'na ve Lozan 'a referanslar yapılan, ilginç bir şekilde ileriye dönük bir vizyondan ziyade geriye dönük, bugünkü Türkiye bakımından korumacı bir politikayı hedefleyen bir konuşmaydı. Kurultayda başkan adayı olanların ise konuşma hakkı yoktu. Halkı heyecanlandıracak konuşmalar yapılamadı.

Siz İstanbul 'da siyasi çevrelerle temas içinde aktif bir akademisyensiniz, Ankara 'da kurultay ortamında farklı izlenimler edindiniz mi?

Radikal İki 'de yazdığım yazıları okuyan çok farklı şehirlerden insanlarla tanışmak hoşuma gitti ama, kurultaya katılanları genel olarak değerlendirirsek, Türkiye 'de CHP 'nin dışında özgürlükçü sol bir iktidar nasıl kurulur tartışmasıyla kurultay delegeleri arasında bir mütekabiliyetsizlik olduğunu söyleyebiliriz. Bu tür tartışmaların yapılmadığı bu kurultay, daha çok benim 'tepkici milliyetçi' dediğim, koruyucu bir misyonu sürekli olarak tekrarlıyordu. 'CHP nasıl iktidara gelir' meselesi, bu ana muhalefet partisinin kurultayı olmasına rağmen ilginç bir şekilde, bir kere bile dile getirilmedi. Kurultay havası içinde de bir iktidar olasılığının olmadığının kabülü vardı sanki. Yani hem durgun, hem de tedirgin bir kurultaydı. Genel başkanın 2 saat 45 dakikalık konuşmasında bir kere bile 'iktidar olacağız' dememesi de ilginçti. Sanki yüzde yirmi oyu kabul eden, bu anlamda laikliği koruma misyonunun iktidara gelmekten daha önemli bulan bir ideoloji partisi var.

Tabii siz oraya sadece gözlemci olarak gitmediniz, kurultay öncesi süreçte Umut Oran 'la birlikte hareket ettiniz, onun danışmanlığını yaptınız. Sizin için nasıl geçti kurultay?

Ben Umut Oran 'ın danışmanı değildim . Biz aslında on kişilik bir grup iki yıldır Türkiye 'de sosyal demokrasi nasıl toplumla bağ kurar ve iktidara gelir üzerinden bir proje yürütüyorduk ve bunun adını 'Yeni Akıl' koymuştuk. Umut Oran benim beraber çalıştığım arkadaşım, ama tabii ben akademisyen olduğum, bu konularda yazdığım için böyle bir danışman algılaması oldu.

Ama CHP başkanlığına adaylığını koyan birisinin sizin gibi bir danışmanı olmasının bir sakıncası yok zaten.

Tabii, ondanda bir gocunmam yok, ama burada bir profesyonellik değil ortak ürün vardı. Bu ürünü biz elimizden geldiği kadar anlattık. O anlamda medyada bir ilgi oldu ve bunu devam ettireceğiz. Bizim farklı bir projemiz var, üretim, kimlik ve çevre temelinde sorunlara çözüm bulacak sosyal demokrat bir oluşumun AKP 'nin ötesinde oy toplayabileceğini, yüzde kırkları zorlayarak seçim kazanabileceğini düşünüyoruz. Fakat bunu söylemek şansı olmadı kurultayda. Biz bu temelde de o varolan siyasi yapının sürekli 'birleşin , birleşmeyin' tartışmalarına girmedik; birleşmedik, bir deneyim oldu. Bu deneyimde projemizi CHP delegelerine anlatamadık. Bugünden itibaren, Umut Oran 'ın da kurultay sonrası söylediği gibi biz artık Türkiye çapında bu projeyi sunma sürecine giriştik. Zaten projenin önemli bir boyutu Anadolu 'yu kucaklamak ve şehir temelli olarak oralardaki yoksulluğa ve işsizliğe karşı mücadele etmek. Şehirlerdeki toplumsal kalkınmayı sağlayarak Türkiye 'deki toplumsal kalkınmayı sağlamak. Vatandaşlık hakları temelinde yoksulluğa işsizliğe karşı mücadelenin, vatandaşlık onurunun ve bilincinin geliştirilmesine yönelik demokratik hak ve özgürlükler temelinde bir sürecin başlamasını sağlayacağız.

Fuat bey, siz kitapta yer alan Radikal İki yazılarında CHP 'yle bir şey yapılamayacağını, bu partiyle bir çözüm aranmaması gerektiğini söylüyordunuz. O yazılardan bu yana ne değişti, şimdi siz CHP içinde çözüm arıyorsunuz?

Bunu başka kişiler de sordu. Önce CHP 'ye rağmen CHP 'yi tartışmak diye yazdım, sonra vakıflar yasası , Türkiye 'de demokratikleşme gibi konularda takındığı tutumlardan sonra CHP 'yle olmuyor noktasına geldim. CHP 'nin Genç Partilileşmesi, CHP 'nin Sarıgülleşmesi gibi yazılar yazdım. Fakat gördüğüm kadarıyla Türkiye bir kırılma noktasında. O yüzden CHP 'yle bir kere daha denemek, CHP 'yle olabilir mi, üst kademesiyle değil, Deniz Baykal Önder Sav gibi isimlerle değil ama alttan gelen bir şey yapılabilir mi, diye düşünüyorum.

CHP 'yi destekleyenleri mi hedefliyorsunuz?

Bugün Türkiye 'ye baktığınızda çok ciddi bir kutuplaşma görüyorsunuz. Ilımlı İslam 'a dayalı bir siyasetle tepkici milliyetçiliğe dayalı bir siyaset arasında bir toplumsal kutuplaşma var. Bu kutuplaşma Türkiye 'de çok ciddi gerginlikler toplumsal çöküntüler, çalkantılar yaratma riskine de sahip. O yüzden başörtüde, 301'de tartışmalar çözüme değil o kutuplaşmaya doğru gidiyor. Bu kutuplaşmadan çıkmanın yolu yeni bir dilin oluşturulması. Benim anlayışıma göre bu özgürlükçü sol, sosyal demokrat yani sosyal adaletçi bir dil olmak zorunda. Fakat bu demokratik dilin de siyasi bir alana kanalize olması lazım. Bugün baktığımızda CHP dışında sol alternatifler bu siyasi dili ve oluşumu yaratamıyorlar. Öbür taraftan da CHP 'nin üst kademesinde tepkici milliyetçi bir yaklaşım var. Bu eksende sıkışmış yedi küsur milyonluk CHP seçmeni var. Benim 'CHP 'yle olmuyor'dan 'tekrar CHP 'nin denenmesi gerekir'e gelmemin nedeni bu yedi küsur milyon kişinin CHP 'ye verdiği oyla, yönetici kadronun siyasi söyleminin bire bir çakışmadığını düşünüyor olmam.

Peki o yedi milyon kişinin dünya görüşünün CHP 'nin 'tepkici milliyetçi' siyasetinden farklı olarak sizin 'siyasi liberal, özgürlükçü sosyal demokrat ' söyleminize yakın olduğuna inanıyor musunuz gerçekten?

Evet. Organizma olarak düşünürsek, CHP , CHP 'nin üst yönetimi ve onların şekillendirdiği delegeler var. CHP 'ye oy veren yedi milyon seçmen ve CHP 'ye oy vermese bile demokratikleşme temelinde Türkiye 'nin yönetilmesinin iyi olacağını düşünen daha geniş bir kesim var. Üç tane halka var. Sadece CHP temelinde olaya baktığımızda çok ciddi sorunları olan bu yapıya bakıyoruz. Örneğin CHP 'nin Türkiye 'deki örgütlenmesine baktığınızda çoğu şehirdeki merkezlerde bilgisayar olmadığını, öylesine masa ve sandalyelerle doldurulmuş bürolar olduğunu görüyorsunuz; yani örgütü korkunç bir şekilde bırakılmış, dışlanmış, sadece Ankara 'nın göbeğinden, merkez binasının tepesinden yönetilen bir CHP var. Bu CHP 'nin söylemiyle, ona Atatürk 'ün partisini, Bülent Ecevit 'in ortanın solunu, Erdal İnönü 'yü, İsmail Cem 'i düşünerek oy veren insanlar bire bir tekabül etmiyorlar . Burada çok ufak bir kesim siyasi kadroları elinde tuttuğu için tüm CHP 'yi elinde tutuyor. Yapılan araştırmalar da gösteriyor, CHP 'li seçmene 'lider değişsin mi' deyince evet diyenler yüzde seksenlerde. Seçmenin CHP 'ye bakışıyla üst yönetimin ve delegelerin partiye bakışı birbirine tekabül etmiyor. Ben Türkiye 'nin çok ciddi bir kriz içinde olduğunu düşünüyorum. Bu krizden 'tepkici milliyetçi'-'siyasi islam' kutuplaşmasından çıkarak kurtulmak mümkün. 2009'da yerel, 2011'de genel seçimler var ve bu süreçte kimse AKP 'ye alternatif olduğunu gösteremezse seçmenin korkuları derinleşecek. O zaman Türkiye 'nin felaketi olabilir, ciddi bir otoriter ya da muhafazakâr yapıya gidebilir.

CHP dışındaki alternatifler de ondan çok farklı gözükmüyor diye yazmıştınız...

Bir eleştirel düşünce olarak güçlü oluyorlar, ama dönüştürücü olamıyorlar, 'hadi yapalım' dendiği zaman olmuyor. Türk solunun böyle bir sorunu var çünkü bu hareketler hiçbir zaman kendisini topluma yaygınlaştırıcı, toplumu yöneteceğim diyen bir yapıya dönüştüremiyor.

Bir söylem sorunu mu var, neden kitlelerle buluşulamıyor?

Sadece Deniz Baykal meselesi değil tabii, hem söylem sorunu, hem lider sorunu hem toplumla bağ kurma sorunu. O nedenle yeni bir akla ihtiyacımız var. Bu akıl bugünkü sol tartışmanın gerisine giden bir şekilde Türkiye 'yle bağlantıyı kurmak zorunda. Bu bağlantıyı bence haklar temelinde ama hakları sadece bireysel hak ve özgürlükler olarak değil sosyal ve çevresel haklar temelinde gören daha geniş alanda gören bir proje temelinde olmalıdır. Esasında yoksulluğa, çevre ve küresel ısınmaya karşı en etkili olabilecek projeleri de buradan geliştirebiliriz. Ama bunların topluma anlatılması lazım. AKP toplumla bağını hayırseverlik temelinde, dinsel dayanışma temelinde çok başarılı bir şekilde yaparken sol bunu nasıl yapacağını hiç düşünmedi. Oysa sol tarihi içinde örgütsel bir toplumun daha iyi olduğunu varsayar. Solun tarihi içinde bu örgütsel toplum sendikalar ve emektir. Ama bugün geldiğimiz noktada sadece sendikalar değil, aynı zamanda sivil toplum örgütleri, sosyal hareketeler, iş dünyasından gelen ekonomik aktörler de var. Yani örgütsel toplumu çok boyutlu çok aktörlü düşünmeli ve bu aktörlere somut projelerle gitmeli. Toplumu onurlu haklara sahip vatandaşlar olarak görerek AKP 'nin ilerisinde başarı sağlayabilir.

Bu sizin 'vatandaşlık ve haklar' temelli yaklaşımınız, solun sınıf temelli yaklaşımını, emekçi kesimi yeterince dikkate almadığı yönünde eleştiriliyor. Bunlara ne diyorsunuz?

Bu eleştirileri geçerli görmüyorum. 1900'lerin başındaki sosyal demokrat hareket sendikalara dayanmalıydı çünkü o günkü örgütsel toplumun temel referansı sendikalar ve emekti. 2000'li yıllarda ne örgütsel toplum ne de emek sadece sendikaya indirgenemiyor. Sendika hâlâ önemli bir alan ama bunun yanısıra çevreden insan haklarına, eğitimden sağlığa sivil toplum örgütleri var. Yerel kalkınmayla ilgili Anadolu 'da ticaret, sanayi odaları, genç işadamları dernekleri var. Vatandaşlık emeği dışlayan bir şey değil, çünkü her işçi aynı zamanda bir vatandaş. Bazı arkadaşlar bu projenin emek boyutu eksik diyor. Eğer siz örgütsel boyutu sadece emek ve sendika bağlamında görürseniz o zaman meseleyi indirgemiş oluyorsunuz. Eğer sosyal demokrasi üretimle emeğin, işçiyle işverenin ortak bir noktaya gelmesiyse, biz örgütsel toplumu geniş kapsamlı düşünmek zorundayız. O tür eleştiriler bence geçmişte kalan bir örgütsel toplum anlayışından geliyor. Bu eleştiri Hasan Bülent Kahraman tarafından bizim proje hiç okunmadan geldi, ama bu tabii ki çok indirgemeci bir yaklaşım.

Yerel seçimler yaklaşıyor, şimdi ne olacak?

Benim kurultaydan beklentim yerel seçimlerde nasıl başarılı olabiliriz yönünde bir tartışmanın ortaya çıkmasıydı ama ne yazık ki olmadı. CHP bunu tartışmadığı, adayları bile belli olmadığı, buna karşın AKP 'nin hedef şehirleri bile belli olduğu için siyasetin normal işlemesi durumunda 2002'de turuncuya bürünmüş, sadece köşeleri kalmış Türkiye haritası 2009'da daha da turuncu olacak.

Türkiye 'nin çok ciddi anlamda muhafazakarlaşma ihtimali var. Laikliği korumak, ulus devleti korumak önemli. Ama yüzde on beş-yirmilik bir alana oturup yüzde seksen beşi diğer partilere bırakıyorsanız, böyle laikliği de koruyamazsınız. İktidara gelmeniz, bunun için de toplumla bağ kurmanız, ben Türkiye 'yi daha iyi yönetirim demeniz lazım. Laikliği korumak isteyenler kalan yüzde seksen beşe ulaşmanın yolunu bulamadığı, bu sorunu çözemediği sürece ya yargı ya asker yoluyla, yani siyaseti siyaset dışı yollarla korumaya gidecektir. Yani giderek otoriterleşecektir. Ya da toplumun muhafazakârlaşmasına giderek kendini bırakacaktır.

TÜRKİYENİN İYİ YÖNETİMİ

Demok- ratikleşme ve Özgürlükçü Sol Alternatif

E Fuat Keyman , Bilgi Üniversitesi Yayınları , 2008, 440 sayfa, 24 YTL .

Okuyucu yorumları

Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorum yazabilmek için Porttakal üyesi olmanız gerekmektedir. Hemen üye olmak için tıklayınız.

Benzer Haberler

Arınçt'tan CHP'ye: Hayatta tek başına iktidar olamaz

AK Parti Kocaeli İl Gençlik Kolları'nın Gebze ilçesinde düzenlediği konferansa katılan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP'yi kastederek, "Bunlar sittin sene tek başına iktidara gelemezler. " dedi

CHP'den 'tüy' diktiren aşağılama

TACETTİN URAL 'ın özel haberiCHP Genel Sekreteri Önder Sav 'ın Peygamber Efendimiz 'e yönelik edep dışı sözleri, ufukta bir "özür" hazırlığı da görülmediği için içimizi acıtmayı sürdürüyor. Bu partinin çok sayıdaki mensuplarının mazisindeki benzer densizlikler ise olup bitenin adeta "fikren ırsî" ve bu nedenle de "taammüden" olduğu intibaını uyandırıyor

CHP'nin 'kutsala hakaret' mazisi..!

Tacettrin Ural 'ın haberiCHP Genel Sekreteri Önder Sav 'ın Peygamber Efendimiz 'e yönelik edep dışı sözleri, ufukta bir "özür" hazırlığı da görülmediği için içimizi acıtmayı sürdürüyor. Bu partinin çok sayıdaki mensuplarının mazisindeki benzer densizlikler ise olup bitenin adeta "fikren ırsî" ve bu nedenle de "taammüden" olduğu intibaını uyandırıyor

CHP teklife tam tersinden baktı

CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay , AK Parti Ankara Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya 'nın, Anayasa Mahkemesi kararlarının askıya alınması önerisini, "İyimaya, sağ eliyle sol kulağını, başının üzerinden göstereceğine, doğrudan 'Anayasa Mahkemesi kuralları uygulanmaz, mahkeme lağvedilmiştir' diye bir teklifte bulunursa, belki sorunu çok daha kolay aşar" diye değerlendirdi. Okay , TBMM 'de gazeteciler ile yaptığı sohbet toplantısında, TBMM Başkanı Köksal Toptan 'ın senato ile İyimaya'nın, Anayasa Mahkemesi kararlarının askıya alınması önerilerine ilişkin soruları yanıtladı

CHP'de Sav gerginliğine devam!

Yönetime muhalif isimlerden Konya Milletvekili Atilla Kart 'ın, Sav 'ın Elmadağ 'da yaptığı açıklamalarla ilgili olarak CHP Grubu 'nda genel görüşme talep etmesi partide tepkilere neden oldu. Sav 'a yakınlığıyla bilinen Manisa Milletvekili Şahin Mengü , "Birbirimize en fazla destek vermemiz gereken bir dönemde böyle çıkışlarla, kişisel rant sağlayama çalışmak CHP 'lilikle bağdaşmaz" dedi