Porttakal Anasayfa
Şifremi Unuttum
Haberler Anasayfa » Dünya Haberleri » ABD - İsrail Cephesinde İran'a Yönelik Askeri Müdahale Söylemleri
Dünya Haberleri

ABD - İsrail Cephesinde İran'a Yönelik Askeri Müdahale Söylemleri

Eklenme tarihi: 10.06.2008 17:16:29 | Kaynak:

1979 İslam Devrimi sonrasında tesis edilen yeni İran İslam Cumhuriyeti ile ABD arasındaki iplerin kopması ve iki ülke arasında her geçen gün artarak devam eden yıllanmış husumetin bugünlere kadar gelmiş olması hiç kuşkusuz Ortadoğu bölgesindeki birçok gelişmeyi zaman zaman doğrudan zaman zaman da dolaylı olarak etkileme kapasitesine sahip olmuştur. 2003 yılında başlayan İran nükleer krizi ile birlikte de bu durumun vahameti artmıştır. İki ülke arasındaki ipler iyice gerilmiş ve bu durum uluslararası camianın tedirgin olması ve her an büyük bir fırtınanın kopacağını düşünerek tetikte beklemesine neden olmuştur. Bush Hükümeti , bu durumdan yararlanarak İran 'ı "dünya barışını tehdit eden en büyük tehlike" olarak lanse etme retoriğine başvurarak İran rejimini köşeye sıkıştırma politikaizlemiştir. İran yönetimi ise "büyük şeytan" ABD 'nin çifte standart içeren politikalarına vurgu yaparak, İran halkının teknolojik bağlamdaki gelişmişliğinin engellenmeye çalışıldığını söylemiştir. Herkesin bildiği üzere, iki ülke arasındaki asıl sorun nükleer krizin ötesinde bir derinliğe sahip olduğundan, kriz kısa bir süre sonra iki tarafın prestij ve restleşme platformuna dönüşmüş ve savaş çanları çalmaya başlamıştı. Ancak beklenmedik bir gelişme yaşanmış ve Kasım 2007 tarihinde ABD Ulusal İstihbarat Raporu yayınlanmış ve bu raporda İran 'ın nükleer silah programını 2003 tarihinde durdurduğu ve bu programı o tarihten sonra yeniden başlatmadığına işaret edilmişti. Bu raporla beraber gerginlik biraz da olsa dinmiş ve savaş söylemleriyle beraber bu yöndeki yorumlar da azalmıştı.

Bugünlerde ise ABD 'deki başkanlık seçiminin tarihi yaklaşırken İran 'a askeri bir müdahale yapılacağına yönelik haberlerde yeniden artış görülmektedir. Bush Hükümeti 'nin gelecek iki ay içerisinde İran 'a yönelik askeri bir harekât planladığına ilişkin söylentiler gündemi fazlasıyla meşgul etmeye başlamıştır. Bu durumda akla gelen bir takım sorulardan bahsetmek mümkün. Bu söylentiler başkanlık seçimlerinin seyrini değiştirmek adına mı ortaya atılmakta, yoksa gerçekten bu yönde planlar mı yapılmakta? Savaşların seçim kazandırma özelliğine sahip olduğu düşünülecek olursa Bush Hükümeti tarafından başlatılacak böylesi bir girişim cumhuriyetçi aday McCain 'e başkanlığı kazandırmak maksadıyla mı planlanmakta? Diğer taraftan Başkan Bush 'un görev süresi dolmadan bu yönde bir adım atarak yeni Başkan'a sorunlu bir dosya bırakmayı planladığını iddia edenler de mevcut.

Kısacası İran 'a yapılacak bir askeri müdahalenin içerideki başkanlık seçimlerinin yönünü değiştirebileceği söylenebilir ancak bunun sonraki etkilerinin neler olacağı ve beraberinde neleri getireceği üzerinde ancak tahminler yapılabilmektedir. İran 'a yönelik askeri bir müdahale, kamuoyunun Bush Hükümeti 'ne yönelik öfkesini arttırarak demokrat başkan adayı Obama 'yı desteklemeye sevk edebileceği gibi, Irak 'taki radikal hareketleri desteklediği iddiasıyla İran 'a yapılacak bir müdahalenin – radikal hareketlere karşı savaş bağlamında- cumhuriyetçi aday McCain 'e prim kazandırması da mümkün olabilir. Gerçi bir önceki Irak müdahalesinin başarısızlığı ve etkilerinin halen devam ediyor olması ikinci ihtimalin gerçekleşmesi olasılığını zayıflatmış gibi görünüyor. Kaldı ki geçtiğimiz günlerde ABD Senato İstihbarat Komitesi 'nin Irak Savaşı üzerine hazırladığı raporun yayınlanmasıyla beraber ikinci bir savaş hususunda kamuoyunun desteğini kazanmak da zorlaşmıştır. Nitekim bu raporda Bush Hükümeti 'nin Irak 'a yönelik bir savaşın zeminini hazırlamak ve kamuoyu desteğini sağlamak maksadıyla istihbarat bilgilerini suiistimal ettiği, abarttığı ve "yanlış olduğunu bildikleri veya tam doğru olmadıklarını bile bile" bazı bilgileri kamuoyuna aktardıkları belirtilmektedir. Kısacası rapor, yanlış ve abartılı bilgilerle Irak tehdidinin gereğinden fazla büyütüldüğü ve bu vesileyle bir savaş başlatıldığını söylemektedir. Bu durumda Irak tecrübesinin bu kadar yeni olması ve etkilerinin halen devam ediyor olması düşünüldüğünde benzer bir stratejinin İran hususunda izlenmesi ve aynı mekanizmanın yeniden işletilebilmesi olasılığı oldukça zayıf görünmektedir.

Diğer taraftan İran 'a olası bir saldırının hem ABD Başkanlık seçimleri hem de jeopolitik dengeler açısından önemli sonuçlar doğuracağı muhakkak. Ancak burada tam olarak kestirilemeyen durum İran 'ın böylesi bir ihtimale ne şekilde yanıt vereceği konusudur. Kısacası başkanlık seçimlerini etkilemek ve destek alabilmek maksadıyla atılacak böylesi bir adımın sonraki faturasının neler olabileceği sorgulanmaktadır.

Her ne kadar açıklamalarına bakıldığında Obama ve McCain 'in İran nükleer programı hakkında benzer görüşlere sahip oldukları anlaşılsa da (ikisi de İran 'ın nükleer silah teknolojisi peşinde olduğunu ve durdurulması gerektiğini düşünüyor) bu krizle baş edilmesi hususunda farklı stratejileri destekledikleri bilinmektedir. Obama , İran 'ın zenginleştirme faaliyetlerini durdurmasını sağlamak maksadıyla doğrudan müzakereleri desteklerken, McCain 'in Başkan Bush 'la benzer bir çizgide olduğu ve doğrudan müzakere fikrine karşı çıktığı söylenebilir.

Bu arada Obama 'nın doğrudan müzakere fikrini eleştirerek bu demokrat adayı tavizci olmakla suçlayan İsrail Hükümeti ve İsrail lobisinden de bahsetmek gerekir. İran 'ın uranyum zenginleştirme faaliyetinden hoşnut olmayan ve bu durumu kendisine yönelik bir tehdit olarak algılayan İsrail 'in bu kriz süresince güçlü bir lobi faaliyeti yürüttüğü ve İran 'a yönelik uluslararası sert bir yaklaşımın benimsenmesi adına çalışmalar yaptığı bilinmektedir. İsrail 'e göre İran 'ın sert yaptırımlarla cezalandırılması ve nükleer faaliyetlerinin bir an önce durdurulması gerekir. İsrail 'in daha önce Irak 'taki Osirak Nükleer Tesisi'ne yönelik yaptığı hava saldırısı göz önünde bulundurulunca benzer bir girişimi İran 'a karşı gerçekleştireceği kaygısı da zaman zaman tartışılmaktadır. İsrail Hükümeti her ne kadar dönem dönem İran 'a karşı tüm seçeneklerin masada olması gerektiğini savunmuş olsa da kriz süresince genel itibariyle İran 'a yönelik askeri bir harekât planlarının olmadığı ve diplomatik çözümden yana oldukları açıklamasını yapmıştır. Ancak geçtiğimiz günlerde Ulaştırmadan Sorumlu Bakan ve Başbakan Yardımcısı Shaul Mofaz'ın yaptığı açıklama tepkileri beraberinde getirmiştir. Nitekim kriz süresince ilk defa İsrailli bir yetkilinin ağzından bu kadar aleni bir tehdit yapılmıştır. Mofaz, "BM yaptırımlarının bir işe yaramadığı ortadadır. İran nükleer silah programını sürdürmeye devam ederse İran 'a yönelik askeri bir harekât kaçınılmaz olacaktır" sözlerini kullanmış ve hem İsrail içerisinde hem diğer taraflarda birçok eleştiriyi de beraberinde getirmiştir.

Bu noktada akla gelen; İsrail tarafından yapılması muhtemel olan bir askeri harekâtın ABD desteği olmaksızın ne kadar başarılı olabileceği sorusudur. Bu durumda birçok analist ve uzman, böylesi bir harekâtın ancak ABD ile işbirliği içerisinde gerçekleştirilebileceği, zira İran nükleer tesislerinin Osirak tesisine benzemediği ve İsrail 'in tek başına böyle bir girişimde bulunmayı riske edemeyeceğini tartışmaktadır. Her ne kadar bu açıklama sonrasında Beyaz Saray Sözcüsü Dana Perino , İsrail 'in endişelerini anladıklarını ancak İran krizini diplomatik yollarla çözeceklerini belirten bir açıklama yapmış olsa da bu soru işaretleri halen kafalarda yerini muhafaza etmektedir. Diğer taraftan Mofaz'ın bu açıklamalarının Ehud Olmert 'in adının karıştığı skandal ve soruşturmayla aynı döneme denk gelmesi de dikkatleri çekmiştir. Mofaz'ın Olmert 'in görevinin sona ermesi durumunda yerine geçme arzusu bu açıklamaların bir kampanya malzemesi olarak kullanıldığı değerlendirmelerini de beraberinde getirmiştir.

Görüleceği üzere mevcut durumda İran 'a yönelik askeri bir harekât söylemi popüler bir seçim malzemesi olarak kullanılmaktadır. Ancak Bush Hükümeti 'nin son yıllarda izlediği politikalar ve bu politikalar neticesinde meydana gelen gelişmeler, muhafazakâr ve şahin politikaların taban kaybetmesine, hatta muhafazakâr kesim içerisinde dahi farklı seslerin oluşmasına vesile olmuştur. Bu nedenle daha ziyade İsrail lobilerine ve İsrail Hükümeti 'ne güvence vermek adına yapılan sert açıklamaların -en azından askeri harekât bazında- hayata geçirilmesi hususunda önemli çekincelerin var olduğu öngörüsü yapılabilmektedir. Her ne kadar Başkan Bush sürekli olarak İrandünya güvenliğine büyük bir tehdit olarak lanse etse de, Hillary Clinton İsrail 'e saldırması durumunda İran 'ı mahvedeceklerini söylese de, Barack Obama da başkan seçilmesi durumunda İran 'ın nükleer silahlara sahip olmaması için elinden gelen her şeyi yapacağını söylese de herkesin farkında olduğu bir gerçeği hatırlamakta fayda vardır. Tüm taraflar krizin askeri bir müdahaleye dönüşmesi durumunda tüm bölgenin sonuçları önceden kestirilemeyen bir kaos içerisine sürükleneceğini bilmektedirler. Kısacası askeri bir müdahale söyleminin seçim kampanyalarında araç niteliğinde kullanılabilmesinin yanısıra pratikte, İran 'a yönelik askeri bir müdahale seçeneğinin bu krizle baş etmek için en ideal seçenek olduğu söylenemez. Henüz böyle bir durum sözkonusu değilken 135 dolara kadar çıkan petrol fiyatlarının, dünyanın üçüncü büyük petrol rezervlerine sahip İran 'a yönelik bir saldırı sonucunda nerelere kadar tırmanabileceği hususunu hatırlamak bile bu seçeneğin ne kadar ideal olabileceğini sorgulamamızda yardımcı olacaktır. Dolayısıyla bu denli hassas dengeler üzerine oturan bir krizin seçim kampanyalarında kullanılmasındansa geçmiş tecrübelere bakılarak yeni ve çözüme endeksli stratejilerin belirlenmesinin zamanının geldiğini söylemek yerinde olacaktır.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Ortadoğu Araştırmaları Merkezi

celalifer@yahoo .com

Arzu Celalifer Ekinci

Clinton Seçmenini Obama için İknaya Çalışacak

Makale Çağrısı: "Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları" Dergisi

Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorum yazabilmek için Porttakal üyesi olmanız gerekmektedir. Hemen üye olmak için tıklayınız.

Benzer Haberler

ABD'ye göre Iran füzeyi fırlatamadı

ABD, İran'ın yörüngeye uydu yerleştirme denemesinin tam bir başarısızlığa uğradığını ileri sürdü. Adının verilmesini istemeyen bir ABD yönetim yetkilisi, yaptığı açıklamada, fırlatma çabasının başarısız olduğunu, denemenin tasarlanan hedeflerine ulaşılamadığını kaydederek, 'denemenin tam bir başarısızlık olduğu söylenebilir' diye konuştu

Irak'ta 3 ABD askeri daha öldürüldü!

Irak 'ın Anbar vilayetinde düzenlenen intihar saldırısında ölenler arasında 3 ABD askerinin de bulunduğu bildirildi. Başkent Bağdat 'ın 30 kilometre kuzeybatısına düşen Kermah kasabasının belediye meclisi binasında, bir intihar komandosunun kendisini havaya uçurmasıyla, 20 kişinin öldüğü ve 12 kişinin de yaralandığı açıklanmıştı

ABD'nin yeni askeri hava aracı: Onu HAMMER'a benzetiyorlar

Diğer insansız hava araçlarından farklı olarak Harrier savaş uçakları gibi dikey kalkış ve iniş yapabiliyor, helikopter gibi havada asılı kalabiliyor. Araç, bu özelliği ile cephedeki askerlere silah, gıda ve yakıt gibi malzemeler taşıyabiliyorken aynı zamanda keşif, iletişim ve yakın dövüş desteği de sağlayabiliyor

Afganistan'da 9 ABD askeri öldü

NATO 'nun Afganistan 'daki Uluslararası Güvenlik -Destek Gücü 'nden yapılan açıklamaya göre, ülkenin doğusunda Pakistan sınırına yakın Kunar ili Vanat köyünden Amerikan üssüne çok koldan açılan makineli tüfek, RPG silahı ve el bombalı saldırı çok ağır sonuç verdi. Saldırı, tek anda Amerikan askerlerine yönelik en ağır saldırı olarak değerlendiriliyor

İran 'ın tehditiyle İsrail 'in kalbi ve ABD 'nin 32 askeri üssü hedef alınacaktır

Mehr haber ajansı muhabirinin Kermanşah 'tan gönderdiği hebere göre, bugün Kermanşah Eyaleti 'nin Veli -i Fekih'in yeni temsilcisinin görevini başlama töreninnde konuşan ve Haz. Ali 'nin doğum gününü kutlayan Huccetü 'l-İslam Muctaba Zolnur, Devrim Muhafızları 'nın en büyük ve en önemli görevleri Devrimi ve onun getirilerini korumak olduğunu dile getirerek, İran 'ın silahlı kuvvetlerinin özellikle Devrim Muhafızları 'nın savunma gücü yüksek olduğunu söyledi